Biz Ne Kadar Biziz.

genel-secim-sonuclari

Kırmızının Tonları...

Birey olarak yamalanmış bir benlik ya da toplum olarak yamalanmış bir toplum olmuşsak, 

Biz, ne kadar biziz?

8 Haziran sabahı olmadan akşamdan belli olan genel seçim sonuçları kafaları karıştırmaya yetti. Sonuçların değerlendirilebilir ve anlaşılabilir tek bilineni tek başına bir partinin hükümet kuramayacağıydı. 
Bunun dışında hiç bir parti lideri sonuçların ardından, nasıl bir hükümet kurulması gerektiği, eğer bir araya gelip hükümet kurarlarsa nasıl bir tablo çıkacağı hakkında da net bir görüşe sahip değilken, adına kırmızı çizgi denilen, girilmez ve geçilmez levhasını andıran  önşartları eline bir fırça, bir de kırmızı boya alan 'sağa-sola' çizgi çekmeye, Türkiye'nin geleceği hakkında fikir beyan etmeye başladı. 

Türk siyasi haritası, bir anda rengarenk birbirine benzemeyen çizgilerle, şekillerle doldu. Ortaya çıkan tablo çok açıktı "kafamız karışık". O kadar birbirinden farklı tonlarda çizgiler, şekiller vardı ki, okul öncesi sergisinden alınmış  bir resim zannettik. Aslında oraya çıkan bu resim, aynı zamanda toplumun bugün geldiği noktada onlarca yıl soysal yapısındaki tahribatlara da işaret ediyordu.

Birincisi, kavramlar birbirine girmiş ve anlam kargaşası içindeydi ve aynı şeyleri farklı uslûpla dile getirdiklerinden, farklı konularda tartıştıklarını ve anlaşamadıklarını sanıyorlardı. 

İkincisi Türk toplumunun daha önce görülmeyen bir öz güvenle siyasi arenada yer alma arzusuna gönderme yapmaktaydı. 

Bunlardan ilki kavramlara yüklediğimiz anlamların farklılığı ve oldukça tehlikeli sonuçlara gebe iken, ikincisi siyasal duyarlılığımızın arttığını göstermesi bakımından iyiye işaret olarak görülebilir.
Dini, milli, insani, siyasi, ekonomik, sosyolojik derinliğe ve anlam yüküne sahip kelimelerin,  sadece bir cümleyi tamamlayan, basit, tek anlamlı ifade zannıyla kullanan insanımızın kültürel arka planda aslında ne kadar parçalandığının göstergesi olması bakımından önemli.

Aynı kelimeye yüklenen anlamlar kümesinin farklı siyasi görüşe sahip bireylerin dile getirirken karşılarında yine aynı kelimeye farklı anlamlar yükleyerek cevaplandıran insanların olması yine bu durumun açık göstergesi.

Türk insanının bütün vatandaş unsurlarıyla, tarih boyunca parçalanmışlığından ve birlikte hareket ederek aynı hedefe koşarken birbiriyle didişmesinin, çekiştirmesinin, engellemesinin nedenlerinden birinin ve en önemlisinin kültürel kodlarımızı ifade edebilecek kavramlar üzerinde farklı ve birbirine zıt anlam yüklenmesinin sonucu olduğunu söylememiz mümkün.
Tarih boyunca sürekli planlı ve kasıtlı, art niyetli, iç ve dış hain mihraklarca, kültürel erozyona tabi tutularak köklerinden uzaklaştırılan Anadolu'nun güzel insanları, aynı köklere sahip bir ağacın farklı dallarında yetişen meyveleri olduklarının farkında olmadan, haklılık ve varlık mücadelesi vermeye mahkum edilmiş.
Bizi biz yapan her şeyin, tüm değerlerimizin yerlerinin değiştirildiğinin farkına vardığımız son on yıl içerisinde, bu farkındalığımızın farkında olan aynı güçler daha hırslı ve planlı çalışmaya devam etmektedir. 

Algı oluşturmak dedikleri olayın arka planında içini boşalttıkları kültürümüz, köklerimiz, değerlerimiz, yargılarımız var. Eğer ibret alınmazsa benzerliklerimiz, yine farklı renklere boyanarak, bizi parçalayan, bölen, düşman yapan, ötekileştiren unsurlar olarak karşımıza çıkarılmaya devam edecektir.

Egoları bir yana bırakarak, bencillik ve çıkarları bir yana atarak, saman alevi kızgınlıklarımızı büyük yaygınlara dönüştürmeden, müşterek değerlerimiz, manevi toplumsal harçlarımız için daha bir cesur, daha makul, daha uyumlu ve daha bir özveri yüklü davranış içerisinde olmak durumundayız. 

Bizi biz yapan tüm değerlere sahip çıkarak, inadına bir arada durmak, inadına kardeşlik dualarını haykırarak, beddualardan uzak rahmete yakın yaşamak zorundayız. 

Biz dedikçe bize, "siz kimsiniz" diyenlere inat bir arada durmak; tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak, şarkısını daha güçlü haykırmak zorundayız. Renklerin tonları, gök kuşağını andırmalı, uyumu, ahengi  göstermeli ve zenginliğimiz olarak düşünülmeli, rengin her tonuna sevgiyle bakarken rengin ana tonu gözden kaçırılmamalıdır.

Hayat eğer, gerçekleştirmek istediğimiz amaçlarınız yoksa her bir parçası başkasının elinde, yerli yerine konulmasını beklediğimiz parçaları kaybolmuş, asla bir araya getiremeyeceğimiz bir puzzle gibidir.

Fakat gerçekleştirmek istediğimiz amaçlarımız varsa ve kararlıysak, parçaları bizim elimizde, tamamlanması için bizim zekice fırça darbelerimizi bekleyen bir tuvaldir. 

Hayat uygun renkler ve parçaların bir araya getirilmesi gereken büyük bir tablodur. Tamamlandığında elimizde kalan kendimizin resmettiği büyük bir tablo. 

Herkes kendi tablosunu bir araya getirmekle meşgulken nasıl olur da biz, başkalarından  çaldığımız parçalarla kendi tablomuzu resmetmeyi bekleyebiliriz? 

Ortaya çıkan asla bizim kendi tablomuz olmayacaktır. Elimize tutuşturulan boyalar ve fırçalar, önümüzdeki tuval ne kadar bize ait? 


Birey olarak yamalanmış bir benlik ya da toplum olarak yamalanmış bir toplum olmuşsak, 
Biz, ne kadar biziz?


Benzer Yazılar

Yorumunuz için teşekkür ederim. Denetlendikten sonra yayınlanacaktır. EmoticonEmoticon