MARKA (Belediyeler) 1. Sayı Eylül 2015


Marka Belediyeler Dergisi

Marka Belediyeler Dergisi


Marka Başkan,  Marka Belediye, Marka Şehir

 (MARKA Belediyeler - Dergisi- 1. Sayı, Eylül 2015, Ankara

Belediyeler, yerel yönetimin en güçlü kuruluşları. Sosyal devlet anlayışının yaygınlaştırılmasının gözde kurumları, Kentsel dönüşümden, altyapı çalışmalarına şehrin mimarları, sorunların ilk muhatabı ve bütün sorunların günah keçileri…
Belediyeler, şehirlinin ilk başvuru mercii, sorun yumağının ilk çözüm merkezi, milletin sesinin gözü kulağı. Fakirin, yoksulun, kimsesizin, öksüzün, yetimin, kentlinin, köylünün, mahallenin, evimizin, sosyal refahın fanusu.  Belediyeler, milli servetin hizmet olarak millete aktarıldığı seçilmiş kanalları. Meşakkatli sosyal değişimin ve sosyolojik hareketliliğin gündelik, hatta saatlik yaşandığı şehir ortamının yönetim merkezleri ve bunları yöneten seçilmiş liderler. Bu kadar yük ve sorumluluklara rağmen her seçimde yeniden yargılanan ve görücüye çıkartılan şehrin gözbebeği kurumlar belediyeler.
Belediyelerimiz aslında hep gözümüzün önündedir. Başkanları ve yöneticileri hep gözümüzün içine bakarlar ve biz kent sakinlerine bir şeyler söylemeye çalışırlar. Yollarda, parklarda, bahçelerde, caddelerde, sokaklarda, sokak lambalarında, soframızdaki ekmekte, içtiğimiz suda, yediğimiz yoğurtta, içtiğimiz sütte, ailemizle gezindiğimiz parklarda, kokusunu dahi duymak istemediğimiz kendi çöplerimizde, eğlence yerlerinde, düğünümüzde, cenazemizde, geçmişlerimizin kabrinde, pazar yerlerinde, aldığımız sebzelerde meyvelerde, yönümüzü kaybettiğimizde aradığımız levhalarda, refujlarda, adımladığımız kaldırımlarda, dolmuşlarda, toplu taşıma araçlarında, parklardaki çiçeklerde, cadde boyu renkli ışıklandırmalarda, gecenin karanlığını renklendiren ışıklarda, yağmurlu günlerde logarlarda, güneşli günlerde sığınaklarda, gölgeliklerde, aşevlerinde, huzur evlerinde, gençliğimizi emanet ettiğimiz gençlik merkezlerinde, meslek kazandığımız eğitim merkezlerinde, kültürümüzü öğrendiğimiz sinemalarda, tiyatrolarda, kültür merkezlerinde, kimsesizlerin ve evsizlerin dualarında, ekmek kulübelerinde. Her yerden bize bakarlar ve bizimle konuşurlar.
Şehri şehir yapan her hizmetin içinden bizimle konuşurlar ve bize bir şeyler söylerler belediyelerimiz, başkanlarımız. Peki, ne söylerler? Neleri duymamızı ve görmemiz isterler? Bazılarının sesini gür işitebiliyorken bazılarının sesi cılız ve ürkek çıkar? Belediyelerimiz ve yönetimi, kanunlar karşısında benzer sorumlulukları ve görevleri yerine getirmekle yükümlüyken, birini diğerinden farklı kılan nedir? Belediyeler ve başkanları hangi faaliyetleriyle göze çarparlar? Neden bazı belediyelerimiz öncü ve liderken bazıları sadece belediyedir? Başkanlarını diğer başkanlardan ayrıdan hangi çalışmalarıdır? Bazı belediyelerimiz Türkiye’de sürekli hizmetleriyle gündeme gelirken neden bazılarının esâmesi dahi okunmaz, varlıklarıyla yoklukları fark edilmez?
Elbette bu sorulara her birimiz bir vatandaş olarak farklı yaklaşımlarla cevap verebiliriz. Her birimizin bize dokunan, hissettiğimiz, fark ettiğimiz yönüyle lehinde ya da aleyhinde cevaplarımız vardır. Eleştirebilir, şikâyetçi olabilir, ağzımız dolusu konuşabiliriz. Basına dert yanar, serzenişlerimizi dile getirebiliriz. Haklı haksız kulaktan duyduğumuz birçok aksaklıklara tercümanlık yapabiliriz. Çünkü bu kurumlar bizim, başkanları da bizim seçtiğimiz ve hizmet beklediğimiz, göreve talip olan “ben daha iyisini yaparım” diyebilen insanlardır.
21. Yüzyıl ve özellikle modern şehir yönetimi ve şehircilik anlayışı şeffaf, vatandaş odaklı, ulaşılabilir, sosyal sorumluluk bilincine sahip, teknolojiyi çok iyi kullanabilen, dünyadaki en son gelişmeleri şehrine aktarabilen başkanların yüzyılı. Milletle el ele gönül gönüle yürüyebilen, derdiyle dertlenen, sevinciyle sevinen liderlerin yüzyılı. Seçilmiş olmanın sorumluluğunun omuzlarında yirmi dört saat hissedip uykuları kaçan yöneticilerin yüzyılı. 21. Yüzyıl, hiçbir şeyin kapalı örtük kalmadığı, her şeyin vatandaşın gözlerinin önünde planlandığı, hesaplandığı, uygulandığı yönetimlerin yüzyılı. Bir telefonla anında ulaşılabilen, sorunlara çözüm bulan, çözüm odaklı liderlerin başarılı olduğu yüzyıl. Sosyal medyayı iyi kullanan vatandaşlarıyla her an her yerde iletişime geçebilen, onların her yerde gözü kulağı olabilen başkanların yüzyılı. Vizyon, misyon, ilke ve değerleri olan, stratejik düşünebilen belediyelerin varlık gösterebilecekleri bir yüzyıl.
Bu yüzyıl belediyeciliğin her hücresine kadar planlanıp programlanmasının, vatandaşa da sonuçlarıyla hesap verilebilir bir performansla yönetilmesini gerektiren çok yönlü etkilere açık; güçlü, demokratik şehir yönetiminin hâkim olduğu bir çağ.  Zor, meşakkatli, riskli, hassas, bilişsel zekâ kadar duygusal zekâya da sahip liderler ve bu liderlerle birlikte çalışan güçlü fedakâr ekiplerin bir arada iş birliği ve güç birliği yaparak çalışmalar yapabilecek kurumların başarılı olabileceği bir çağ.
Belediyelerimizi bir diğerinden farklı kılan yol ayrımı işte tam da burada başlar. Bir şehri ve vatandaşlarını diğerinden farklı yapan yol ayrımıdır bu yol ayrımı. Görünen belediyeciliğin ardında kent halkının gönlüne taht kuran başkanlar ve onun yönetimindeki belediyelerin “marka” yol ayrımına gelindiği nokta tam da bu noktadır.
Marka, bir işletmeyi, bir yönetimi diğerlerinden farklı kılan ve üretimiyle yönetimiyle emsallerinden ayrı tutan özel bir durumu ifade eder. Marka belediye tanımı ise bir belediyenin ortaya koyduğu hizmetleri ve çalışmalarıyla diğer belediyelere örnek olma durumudur. Topluma sunduğu yasal hizmetlerin yanında sosyal sorumluluk projeleriyle eğitim, sağlık, gençlik, kadın ve aile için sunduğu ve bu yöndeki başarısı o belediyeyi farklı kılan ve markalaştıracak çalışmalar belediyeyi diğer emsallerinden farklı yapacak ve öncü ve örnek belediyeler arasına girmesine neden olmaktadır.
Bu yazının amacı belediyelerimize proje önermek değil elbette. Zaten belediyelerimizin benzer çalışmalara imza atıklarını biliyoruz takip ediyoruz. Bu yazının amacı belediyecilik ve sistem ilişkisini ve hizmetlerin doğrudan ya da dolaylı etkisini gösterebilmektir.
Biz biliyoruz ki bütün belediyelerimiz yukarıda sıraladığımız ve hatta eksik bıraktığımız hizmetleri yerine getirme çabasındadırlar. Yol ayrımı bu hizmeti sayısal farklılıklardan çok nitelik olarak “nasıl” yapıldığı yerde başlamaktadır. Vatandaşına hizmet sunan bir belediye bu hizmetin “Neden yapmaktadır?”, Hizmet alanlar bu hizmetin sonuçlarından “Nasıl etkilenmektedir? Yapılan hizmet sorunlara geçici bir çözüm mü sunmakta yoksa “Sürdürülebilir” çözüm önerisi getirebilmekte midir?, Sunulan hizmetler toplumun tüm kesimlerini özellikle “dezavantajlı” kesimlerine hitap edebilmekte midir? Belediyenin hizmetleri “vizyoner” bir bakış açısıyla planlanmış mıdır? Hizmetlerin “Etkililik ve verimlilik” analizi yapılmış ve sonuçlar gözden geçirilmiş midir? Hizmetler Türkiye’nin her yerine örnek olabilecek nitelikte “örnek” bir çalışma mıdır? Hizmetin gerekliliği kamuoyuna anlatılmış ve kamuoyunun desteği alınmış veya “kamuoyu katılımı” sağlanmış mıdır? Hizmetin ya da çalışmaların gerekliliği konusunda “uzman görüşlerine” başvurulmuş ve ortak bir kanaat oluşturulmuş mudur?” Hizmetlerin “sistem içindeki yeri” kendi amacının dışında kent vizyonuna, ülke vizyonuna ve amacına hizmet edip etmediği sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla tartışılmış mıdır? Yapılan ya da yapılacak çalışmalar “çevre bilincine” katkı sağlar nitelikte tasarımı yapılmış ve planlanmış mıdır? Yapılacak hizmetin daha iyi yapılabilir olup olmadığı araştırılmış, gerekli fizibilite çalışması yapılmış mıdır? Yerel yönetim olarak yöreye, yerel hayata “ekonomik” getirileri hesaplanmış mıdır? Yapılacak hizmetin sorumlulukları belirlenmiş, görev dağılımı ve yetkelendirmesi yapılmış mıdır? Yapılacak çalışmanın zamanı iyi planlanmış mıdır? Yapılacak çalışmanın eksik kalan yönlerinin olabileceği, eğer çalışma gerçekleştirilemez ise B/C..  planı bulunmakta mıdır? Yapılacak çalışmaların kent sakinlerinin sosyal ve kültürel gelişimine katkısı tartışılmış mıdır? Sunulacak hizmet diğer kamu kurumları ve kuruluşlarıyla koordinasyon içinde yapılıp yapılamayacağı araştırılmış ve koordinasyon sağlanmış mıdır? Yapılacak çalışmalardan yararlanacak kesim kadınlar, gençler, öğrenciler, yaşlılar, hastalar gibi sosyal sorumluluk düzeyi yüksek tutulmuş mudur? Halkla ilişkiler, basın yayın organları gerektiği şekilde etkili ve verimli desteklenmekte ve kullanılmakta mıdır? Bütün bu çalışmalar kadar hatta daha da önemlisi tüm hizmetler adalet ve hakkaniyet ölçüsüyle hareket edilerek vatandaşa sunulmakta ve bu hizmetlerin kontrolü yapılmakta mıdır? Yapılacak çalışmalardan kentin esnaf ve zanaatkârlarına etki analizi yapılmış ve ekonomik olarak bu kesimin kalkınmasına eşit olarak katkı sağlayabilecek bir çalışma olup olmadığının analizi yapılmış mıdır? Yapılacak faaliyetler Sanayici ve iş adamlarının girişimlerine yön verecek ve onları teşvik edecek nitelikte midir? Sık sık vatandaş memnuniyeti ölçülerek gereken tedbirler alınmakta ve memnuniyetsizliklerin giderilmesine çalışılmakta mıdır? Belediye yöneticileri halkın arasında ne kadar sık görünmektedir? Başkan ve yardımcıları dışarıdan bakıldığında uyumla çalışan, sinerji yaratan bir ekip olduklarını vatandaşa gösterebilmekte midir? Şehir sakinleri istikrarın da korunmaya çalışıldığı ancak gelişen “her gün yeni bir kent” görebilmekte ve belediyenin heyecanını paylaşabilmektedir midir? Belediyede bir kent yönetim kültürü oluşturulmuş mudur, sistem kurulmuş mudur yoksa kişilere bağlı olarak hizmet anlayışı sık sık değişmekte midir? Vatandaş “ben bu şehirliyim” cümlesini söylerken gurur duymakta ve şehrini başkalarına anlatmakta, başkalarının da görmesini istemekte midir?  Yöneticiler ve çalışanlarca İş yeri için “kâr” ne ise, belediye için de “hizmet” sunumu aynı önemde görünmekte midir?  Çalışanlar sık sık hizmet içi eğitime alınarak belediyenin amacı ve şehir için önemi, görevleri hakkında sorumluluklarına ilişkin eğitim verilmekte midir? Belediye çalışanları şeffaf bir hizmet anlayışıyla hareket etmekte ve vatandaş memnuniyetini üst düzeyde tutmakta mıdır?, Hizmetler sürekli ve vatandaşa güven vermekte midir? Belediye bütçesi etkili ve verimli kullanılarak gerektiği şekilde planlı harcanabilmekte ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak harcamalar yapılarak iktisadi kalkınma için gerekli tedbirler alınmakta mıdır?
Yukarıdaki soruların her birine birer puan verilecek olursa, bu sorulara verilecek her her “evet” belediyeyi marka belediye olma yolunda bir adım ileriye götürecektir. Elbette bu sorular, çoğaltılabilir. Farklı bakış açıları geliştirilebilir. Çok daha etkili ve verimli yaklaşımlar bulunabilir. Önemli olan “Markalaşmaya” doğru atılacak adımların iyi planlanması ve sistem anlayışı içinde belediyelerin yönetim tarzıdır.
Marka saatler gibi, Marka Belediyeler de, bütün birimleri bir ahenk içinde bir birinin amacını ve hedefine ulaşmada iyi koordine edilmiş, belediyenin temel amacına uygun hizmetler üretmeye çalışan bir sistem yapısına sahip olmalıdır. Toplumun diğer kurumlarıyla işbirliği güçlü, iyi planlanmış, doğrudan veya dolaylı, belediyenin amaçlarına hizmet eden faaliyetleri bir fırsat bilerek bu çalışmalara destek vermesi başarısını artıracak ve marka belediye olmasına doğrudan katkı sağlayacaktır. İş birliği ve güç birliği hem zamanın hem de bütçenin etkili ve verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır.
Marka Belediyelerimizin onları markalaştıran çalışmalarına baktığımızda kendisini sistemin bir parçası olarak görüp amaca en uygun çalışma ortamını yakalamaya çalıştıklarını, geri bildirimleri önemsediklerini, çalışan görüşlerini önemsediklerini, birimlerle koordinasyonu iyi yönettiklerini, diğer kurum ve kuruluşlarla bir arada birlikte çalışmaya özen gösterdiklerini gözlemeyiz. Bunlardan daha da önemlisi sürdürülebilir projelerle topluma süreklilik güvencesi veren işlerle meşgul olduklarını da görmekteyiz.
Marka olmak, her zaman yeni bir şey icat etmek değil, katılımı yüksek, sistemin bütününe hizmet eden işleri, koordinasyonu sağlayacak, sürekli küçük adımlarla iyileştirebilme sürekliliği sağlayabilme çabasının bir sonucudur. Marka olmak, kuruluşun kendi şahsına münhasır hizmetleriyle emsallerinden daha farklı işler yapabilme ve benzersiz işlerle topluma etkili ve verimli işler sunabilmek çabasının bir sonucudur.
Zaten topluma hizmet etmeyecekse belediyelerimiz niçin vardır? Marka Belediye olma çabası yoksa hizmetleri nasıl gerçekleştirecektir? Hayali olmayanın gerçeği de olmaz. Şu halde belediyelerimizin özellikle “Sosyal sorumluluk” alanlarında kendilerini gösterebilecek, markalaşma yolunda çalışmalara imza atabilecek bir vizyonla yönetilmelerine katkı sağlayacak çalışmalar yapmaları ve bu çalışmaları gurular diğer belediyelere örnek olarak sunabilecek özgüvenle yönetilmeleri vatandaşın beklentisidir. Bu beklentiyi en iyi şekilde okuyabilen, anlayabilen, cevaplayabilen, tanıtımını yapabilen belediyelerimiz ve başkanları “Marka Belediye” olarak örnek gösterilerek desteklenecek ve halkın desteğini alacaklardır.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesinin kültürel bir miras, bir prensip olarak benimsendiğini, “sosyal sorumluluk bilincinin hâkim olduğu “önce insan” anlayışının hâkim olduğu bir yönetim anlayışıyla belediyelerimizin yönetildiğini görmek ve belediye başkanlarımızın bu inançla hareket ettiklerine şahit olmak bizlere güven ve huzur vermektedir.

Benzer Yazılar

Yorumunuz için teşekkür ederim. Denetlendikten sonra yayınlanacaktır. EmoticonEmoticon