YILANIN BUSESİ



YILANIN BUSESİ

Bir pazarlamacı satışını yaptığı ürüne, müşterisinin dokunuşuyla birlikte, satış için bir zafer kazanmış demektir. Ürüne göz ucuyla da olsa dokunan, potansiyel ilgili, satın alacak müşteridir ve pazarlamacının satış oranı, satışa sunduğu ürününe gösterilen “dokunuşla” doğru orantılıdır.

Bu yazının sihirli pazarlama teknikleri, iknaının kısa yollar gibi zengin olmanın sihirli değneğini pazarlama konusu olmadığını baştan söyleyelim; çünkü zaten öyle sihirli bir çubuk henüz icat edilmedi. Ama var olma ihtimali, sizin kısa yoldan zengin olma ümidiniz arasındaki “dokunma” mesafesi ile aynı aralıkta, bir hayal olarak bekliyor. Daha da ilginç olanı, dünya zenginlerinin ilk 10’unda da böyle bir değneğin hala olmayışı bir başka gerçek. Alaattin’in 

Sihirli Lambası ise sadece bir masal! Acı gerçek, ama gerçek bu…
Bir başka gerçek; masum görünen bu masalın, bir kaç insanın masal inancının ötesine geçerek, toplumsal bir yaygınlığa ulaşarak, liyakat gibi toplumun bel kemiği olan “işin ehline ve hak edene verilmesi” ilkesini yerle ile yeksan edecek, tehlikeli arz eden bir durum haline gelmesidir.

Diğer bir gerçek de bireylerin her makam, mevki, statü, pozisyon, iş, kazanç, kâr, not, puan için sürekli “sihirli” bir elin olaya müdahil olmasını isteyerek, gerçek emeği ve hak edişi, kul hakkını, helal kazancı bir yana itip, aynı durumlar için yürüyenler arasından daha hızlı yürümek yerine, daha çok çalışıp, kimden, nasıl, neden takıldığını sorgulamadan sırtına “torpil” takılmasını isteme cüretini göstermesidir.

Haksız ve yersiz elde edilen her kazancın, onu sağlayanlar ve bundan yararlananlar için bir bedeli vardır. Bu bedel bazen bireysel, bazen de topluma fatura edilir.
Son bir gerçek de, bu “torpilin” bedelini zamanı geldiğinde ödemek zorunda kalacağı “iblisle” gizli bir anlaşma olduğu gerçeğidir ki; bu durumun sonuçlarını, 15 Temmuz’da “İblisin” diyet borcunu tahsildarları FETÖ namlı ucube ihanet şebekesinin satılmış ruhlarının devlete, millete, bayrağa, Türkiye’ye ihanetidir.

Kötülük, adaletsizlik, haksızlık, hukuksuzluk, rüşvet, haksız kazanç, hak edilmemiş her tür yarar, hile ve ihanet pazarındaki yükselişin günahına, bunları pazarlayan(lar) kadar, pazarlanan bu duruma ilgi gösteren, ona göz ucuyla dahi olsa “dokunan(lar)” da aynı derece ortaktır. Çünkü pazarlamacının sattığına “dokunuş”, onun ürünün değerli ve satışının artmasına neden olacaktır.
Şu halde bu pazarda, “hakkaniyetli, ilkeli, adil, helal, hak edilmiş kazanca olan ilgi ve bunların gerçekleştirilmesi için gösterilen çaba, hem “Hak” hem de “Halk” divanında karşılık eksiksiz karşılık bulacaktır.

Bugün bütün insanlığın hangi pazarda alınıp satılacağına karar veren biziz. Yarın pazarda karşımıza çıkacak şey de dün ilgi gösterdiğimiz ve dokunduğumuz pazardaki ürünlerdir.
“İblisin zehirli ölümcül ısırıklarına karşı insanlığı, bizi koruyacak olan zırh, Türkiye’nin medeniyet mefkûresini gerçekleştirme iddiasını gerçekleştirmek için yola çıkanlarca, kuşanılması gereken zırhın katmanı; Adalet, Liyakat, 
Helal Kazanç, Hak Edilmiş Kazanç, Azim, Çalışma Ahlakı ve Etik, Eğitim, Üretkenlik, Sanat, Milli Ruh ve Milli Duruş, Evrensel Zekâ, Sadakat, İnsan Sevgisi, Cesaret, Kanaat… bunlardan ilk akla gelmesi gerekenler olduğunu bilmek zor olmasa gerek.
Unutulmaması gereken gerçek şu ki; Yılanla sabahlayan, onun müşfik busesiyle değil, ölümcül ısırığıyla uyanır.


Kaynak: Yılanın Busesi - Nadir YILDIRIM

Benzer Yazılar

Yorumunuz için teşekkür ederim. Denetlendikten sonra yayınlanacaktır. EmoticonEmoticon